YABANCI HUKUKÇU VE AKADEMİSYENLER, ADNAN OKTAR DAVASINDAKİ ETKİN PİŞMAN İFADELERİNİN HUKUKİ OLMADIĞI GÖRÜŞÜNÜ BELİRTMİŞTİR

Davamızdaki etkin pişmanlık müessesesi, hukuka ve uluslararası sözleşleşmelere açıkça aykırı bir şekilde kullanılmıştır. Bazı sanıklara;

1– Gözaltındayken baskı yapılmak ve korkutulmak suretiyle,

2– Bazı müşteki ve avukatların, sanıkların cezaevinden çıkamayacakları, uzun yıllar hapis yatacakları, Devletin onların üstlerini çizdiği vb. gibi baskı ve aldatıcı vaatler sunması suretiyle,

3– Kötü koşullarda tutulup bir nevi işkence uygulanarak, bu zor koşullara dayanamayacak hale getirmek suretiyle,

diğer sanıklara suç atarak kendilerini bu durumdan kurtarmaya yönelik ifade vermesi sağlanmış, gerçek dışı ifadelerle sahte deliller oluşturulmaya çalışılmıştır. 

Dosyamızda kullanılan etkin pişmanlık müessesiyle ilgili, yurtdışındaki üniversitelerdeki bazı akedemisyenlere sorular sorulmuştur. BU AKADEMİSYENLER DE ETKİN PİŞMANLIK MÜESSESESİNİN KENDİSİNİN VE DOSYAMIZDAKİ UYGULAMA ŞEKLİNİN HUKUKA VE ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERE AYKIRI OLDUĞUNA DAİR GÖRÜŞLER SUNMUŞLARDIR.

Bu görüşlerden alıntılar başlıklar halinde şu şekildedir:

 

1– DAVAMIZDA KULLANILAN ETKİN PİŞMANLIK MÜESSESESİNİN, AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ, İŞKENCEYE KARŞI BM SÖZLEŞMESİ VE KİŞİSEL VE SİYASAL HAKLAR ULUSLARARASI SÖZLEŞMESİNE AYKIRIDIR

ADİL YARGILANMA HAKKINA AYKIRIDIR

– Bob. GR Sullivan, Hukuk Fahri Profesörü, University College, Londra:

“Sanıklara ayrımcı muamele yapan söz konusu sürecin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. Maddesi'nde öngörülen adil yargılama standartlarına aykırı olduğu açıktır. 6. maddenin içtihadı kesin olarak göstermektedir ki 6. madde sadece davanın kendisini değil, aynı zamanda kovuşturma sürecini de kapsar.” 

– İnsan Hakları İçin Avukatlar Birliği (Paris):

“Mevcut davada, Türk makamları tutukluluğun sona ermesini, daha sonra sanığın suçluluğunu ortaya koymak için kullanılacak bir itiraf edinmeye şartlı hale getirerek, adil yargılanma hakkının temel ilkelerini dikkate almamaktadır.” 

İŞKENCE YASAĞINA AYKIRIDIR

– Dr. Caroline Varin, Uluslararası İlişkiler Bölümünde Kıdemli Öğretim Görevlisi, Regent’s University (Londra); Cecile Ogufere, Regent’s University (Londra):

"Yukarıda anlatılan şekilde gerçekleştirilen etkin pişmanlık uygulamasını kabul etmek hukuken mümkün değildir, çünkü bilgi notundan anlaşıldığı kadarıyla sorgulama süreci İşkenceye Karşı BM Sözleşmesi, ICCPR ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi dahil çeşitli bölgesel sözleşmeleri ihlal eden işkence elementlerine denk gelmekte ya da bu elementleri içermektedir.

– İnsan Hakları İçin Avukatlar Birliği (Paris):

“Prensip olarak, itirafların özgür iradeyle verilmiş olup olmadığının soruşturulması mahkemelerin sorumluğundadır: sanıklar tarafından bildirilen olguların, etkin pişmanlık hükümlerine dahil olup olmadığının (ve bu nedenle nitelikli cinsel saldırı suçu hariç sadece bazı suçlar için geçerli olup olmadığının), aynı zamanda BU İFADELERİN SANIĞIN KENDİ İSTEĞİ VE ÖZGÜR İRADESİNİN BİR SONUCU OLUP OLMADIĞININ ARAŞTIRILMASI GEREKİR.” 

SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ İLKESİNE AYKIRIDIR 

– İnsan Hakları İçin Avukatlar Birliği (Paris):

"Daha spesifik olarak, Türkiye'de yetkililerin uyguladığı "etkin pişmanlık" hükümleri, yani bir sanığın daha sonra mahkemede dava dosyasına delil olarak eklenen bir itiraf veya ifadeye karşı polis nezaretinden serbest bırakılmasına olanak sağlayan uygulamayla ilgili olarak, insan hakları ihlallerine ilişkin çeşitli sorular ortaya çıkmaktadır.”

"Türk ceza kanununda belirtilen etkin pişmanlık hükümleri gerekçesiz olarak farklılaştırılıyor ve böylece ceza hukuku önünde vatandaşlar arasında eşitlik ihlali ortaya çıkıyorsa, bu talep çerçevesinde belirtilen olgular eşitlik ilkesine aykırıdır.

Öte yandan, etkin pişmanlık yasası, kanıtların toplanmasını ve daha sonra sanıkların suçluluğu hakkında karar vermek amacıyla bunlara başvurulmasını mümkün kılmaktadır. Suçun ciddiyeti, savunma haklarına kesin şekilde uyulmasını haklı çıkarmaktadır. Sn. Adnan OKTAR da dahil olmak üzere sanıkların aynı şartlar altında yargılama dosyasına erişememesi durumunda ise durum böyle olmayacaktır." 

KENDİNİ SUÇLAMAMA HAKKINA AYKIRIDIR 

– İnsan Hakları İçin Avukatlar Birliği (Paris):

"Sanıklar, hem talep bağlamında belirtilen itirafı elde etme prosedürünün yasa dışı olması, hem de masumiyet karinesi veya kişinin kendi suçluluğuna katkıda bulunmama hakkı gibi çeşitli usül haklarının korunması nedeniyle SUÇLARI KABUL ETMEYE ZORLANAMAZ VEYA MECBUR BIRAKILAMAZLAR…

"Sanık sessiz kalmayı veya kendi suçlanmasına katkıda bulunmamayı seçtiği zaman, daha sonra duruşmada toplanıp delil olarak kullanılacak itiraf veya ifade elde etmek için yetkililer tarafından bir manevra veya girişimin hedefi haline geldiği takdirde ise, bu seçme özgürlüğü tehlikeye girecektir

Kişi gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılması karşılığında kendisinden itiraf veya ifade alındığında, yetkililerin bu itirafı elde etmesine yönelik bir girişiminin hedefi haline geldiğinden, kişinin kendini suçlamama hakkı gözetilmemiş olur…"

"Eşitlik ilkesine uymamasının da ötesinde, ETKİN PİŞMANLIK PROSEDÜRÜ KİŞİNİN KENDİ SUÇLANMASINA KATKIDA BULUNMAMA HAKKINA AYKIRIDIR. Dolayısıyla, bir tutukluluğun sona ermesinin itirafta bulunmaya şartlı hale getirilmesi, şüphelinin suçluluğunu kanıtlamak için yeterli bir gerekçe olarak değerlendirilemez."

 

2– ETKİN PİŞMANLIK MÜESSESESİ, DİĞER SANIKLARA SUÇ ATMASI KARŞILIĞINDA, KENDİNİ SUÇTAN KURTARMAYA YÖNELİK KULLANILMIŞTIR

– Bob. GR Sullivan, Hukuk Fahri Profesörü, University College (Londra):

“Etkin pişmanlık hükümlerinin, yapmış olabilecekleri şeyler konusunda gerçekten pişman olan kişileri bulmak için değil, sanıkların dayanışmasını bozmak ve bazı sanıkları diğer sanıklarla ilgili suçlayıcı yalanlar uydurmaya teşvik etmek için kullanıldığı açıktır.”

 

3– ETKİN PİŞMANLIK MÜESSESESİ SAHTE DELİL ELDE ETMEK İÇİN KULLANILMIŞTIR

– Bob. GR Sullivan, Hukuk Fahri Profesörü, University College (Londra):

“Etkin pişmanlık hükümleri kapsamında olmayan suçlar işlediği iddia edilen sanıklara kovuşturma olmayacağının teklif edilmesi, savcıların kötü niyetli olduğuna ve yasadışı art niyetlerine ilişkin açık bir kanıt sunmaktadır.

Etkin pişmanlık kavramı bir bütün olarak son derece kusurludur. Bir suçun işlenmesinden duyulan gerçek pişmanlık ve gelecekte daha iyi davranma kararlılığı, sanığın aldığı ceza ile ilgili olabilir. Fakat bir suçun işlenip işlenmediği ile hiçbir ilgisi yoktur. SÖZ KONUSU ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİ SADECE DELİL ELDE ETMEK İÇİN, DAHA DA KÖTÜSÜ SAHTE DELİL ELDE ETMEK İÇİN BİR ARAÇTIR, VE DEMOKRATİK YÖNETİMİN TEMEL YASAL VE AHLAKİ NORMLARINA AYKIRIDIR.

– İnsan Hakları İçin Avukatlar Birliği (Paris):

“Kanunda sadece belli suçlar için öngörülmüş olan etkin pişmanlık hükümlerinin, nitelikli cinsel saldırı suçları için geçersiz olmasına rağmen, ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİNDEN FAYDALANAN DİĞER SANIKLAR ÇIKARINA VE SN. ADNAN OKTAR ALEYHİNE UYGULANMASI HUKUKEN DÜŞÜNÜLEMEZ. 

Böyle bir girişim ceza hukukunun dar yorumlanması ve adil yargılanma ilkelerine aykırıdır ve BİR KİŞİNİN GÖZALTINDA KALDIKTAN SONRA SERBEST BIRAKILMASI KARŞILIĞINDA ONDAN BİR İTİRAF VEYA BEYAN ALINMASI HÜKÜMSÜZLÜK NEDENİ TEŞKİL EDER."

 

4– DAHA ÖNCE DOSYAYA DELİLLERİYLE SUNDUĞUMUZ ÜZERE, DOSYADAKİ ETKİN PİŞMAN İFADELERİNİN TAMAMI CMK MADDE 148’E AYKIRIDIR

CMK M.148 ifade alma ve sorguda yasak usulleri düzenler. İfade alma ve sorguda yasak usuller:

Madde 148 – 

(1) Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.

(2) Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez.

(3) Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez.

(4) Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.(5) Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir.

Tüm bunlara karşın, daha önce çok kereler sanıklar tarafından ifade edildiği üzere, bazı avukatlar ve emniyetteki bazı polis memurları tarafından bu kişilerin özgür iradelerine müdahale edilmiştir. İfade alma işlemleri sırasında her türlü baskı, korkutma ve yıldırma yöntemleri denenmiş ve kandırılmışlardır. Kanunun aradığı kötü davranma, cebir, tehdit, yorma ve aldatma yapılmıştır. İfadeler günlerce sürmüş, örneğin A.Ş. gibi kademe kademe tüm suçları itiraf edene kadar bırakılmamışlardır. Psikolojik işkence uygulanmıştır. 

EN ÖNEMLİSİ İSE BU KİŞİLER KANUNUN 2 . MADDESİNE AYKIRI ŞEKİLDE HUKUKA AYKIRI VAATLERLE KANDIRILMIŞLARDIR. “İTİRAFÇI OLURSAN KURTULURSUN, İTİRAFÇI OLUR SUÇLARI KABUL EDERSEN MÜŞTEKİLER İLERLEYEN ZAMANDA ŞİKAYETLERİNİ GERİ ÇEKECEK. İTİRAFÇI OLURSAN HAKKINDAKİ SUÇLAMALAR DÜŞECEK. ZATEN BU DAVADA TCK İŞLEMİYOR, HAKİM SAVCILARIN DA ELLERİ KOLLARI BAĞLI, TEK YOLU BU” DENİLMEK SURETİYLE SÖZ KONUSU KİŞİLER YANILTMIŞ VE ALDATILMIŞLARDIR. 

Bu nedenle alınan tüm ifadeler yasak usullerle alınmış olup hükme esas teşkil etmeleri mümkün değildir. 

Ayrıca, etkin pişman ifadelerinin tamamı CMK m.148/5 emrine tamamen aykırı olarak emniyette alınmıştır. Halbuki kanun Cumhuriyet Savcısını görevli kılmıştır. Bu yönüyle de ifadeler tamamıyla kanuna aykırıdır. 

YARGITAY ONURSAL ÜYESİ SAYIN ALİ TURAN’IN DOSYAMIZA SUNDUĞU MÜTALAASINDA BELİRTTİĞİ GİBİ: 

“Örgüt suçlarındaki etkin pişmanlık ifadelerin yani itirafçı ifadeleri yan delillerle mutlaka desteklenmeli ve doğrulanmalıdır. Örgütlü suçlardaki etkin pişmanlığı düzenleyen TCK’nın 221. maddesinden faydalanma arzusunda olan “tanık/sanık” beyanları üzerinde daha titiz durulmalıdır. Çünkü diğer suçlardaki pişmanlık düzenlemelerinden farklı olarak TCK’nın 221. maddesi, “kendini cezadan kurtarabilmenin tek koşulu başkalarının ceza almasını sağlamaktır” şeklinde yorumlanıp uygulanmakta ve “isim ver kurtul” şeklinde lanse edilmektedir. Sanığın kendi aleyhine verdiği beyanın dahi doğrulanması gerekirken, başkaları aleyhine verilen beyanlarla ilgili daha titiz davranılması gerektiği izahtan varestedir.Konuyla ilgili AİHM içtihatları da bu yöndedir.” (AİHM’in Labita/İtalya Kararı, B.No: 26772/95, 06/4/2000, P.156 vd.)

 

Sonuç olarak, yurt dışındaki üniversitelerdeki bazı akademisyenlerin, etkin pişmanlık müessesesinin dosyamızda hukuka ve uluslararası sözleşmelere aykırı olarak kullanıldığına yönelik görüşleri ışığında, sahte delil elde etmek amacıyla, sanıklara çeşitli şekillerde baskı uygulanarak alınan, gerçeğe aykırı etkin pişman sanık ifadelerinin delil olarak değerlendirilmesi ne hukukla ne de vicdanla bağdaşmamaktadır.

Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.