VERYANSIN TV’DE YAYINLANAN AV. ESER ÇÖMLEKÇİOĞLU RÖPORTAJINA CEVABIMIZDIR

Bir süredir “Veryansın TV” isimli YouTube kanalında yayınlanan “Adnan Oktar Dosyası” başlıklı programın 8. bölümünde, bundan önceki bölümlerde de olduğu gibi husumetli müşteki Özkan Mamati vekili Av. Eser Çömlekçioğlu bazı açıklamalarda bulunmuştur.

Hiçbir delile dayanmayan, husumetli müştekilerin ve onları yönlendiren derin odakların Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarına karşı birlikte kurdukları komplodaki hayali ve çirkin bazı iddiaların dile getirildiği program nedeniyle cevap hakkımızı kullanmak istiyoruz.

Salt husumetli müşteki Özkan Mamati’nin güdümünde hareket ettiği tüm tavır ve konuşmalarından anlaşılan Av. Eser Çömlekçioğlu söz konusu programda, dava dosyamızdaki 3 müşteki kadının güya maruz kaldıkları sözde suç eylemlerinden bahsederek hem programı sunan Sayın Erdem Atay hem de kanal takipçileri üzerinde husumetli müştekilerin klasik algı oyunlarını tekrarlamıştır.

Av. Eser Çömlekçioğlu’nun cinsel saldırıya ve tacize uğradıklarını iddia ettiği 3 müşteki kadın da husumetli müştekilerin kontrol ve baskısı altında hareket eden, yargı sürecinde kendi menfaatleri açısından komplocuların tarafını seçmiş kişilerdir.

 

1– Yayın esnasında yurt dışında yaşadığı ileri sürülen 17 yaşındaki birinci müşteki kadın S.M.’dir.

S.M., dava dosyasında yer alan bazı fotoğraflarda da görülebileceği gibi,

  • Son yıllarda husumetli müştekiler Özkan Mamati ve Uğur Şahin tarafından adeta kıskaca alınmış,
  • Bu süreçte 18 yaşından küçük olmasına rağmen onlarla tek başına yat gezilerine çıkarılmış,
  • Geçmişte babasının S.M.’nin velayetini alması için kullanılmış bir senaryonun geliştirilmesi suretiyle Sayın Adnan Oktar’la ilgili hayali suçlamalarda bulunmaya zorlanmış bir kişidir.

S.M.’nin Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik suçlamalarının hiçbir delili yoktur. Gerçekte S.M.’nin Sayın Adnan Oktar ile olan bağlantısı onunla tanışmak üzere annesiyle birlikte A9 TV’ye yaptığı bir ziyaretten ibarettir. Bu ziyaret son derece kısa sürmüştür ve iddialara konu olayların hiçbiri yaşanmamıştır.

Av. Eser Çömlekçioğlu’nun S.M.’nin annesi hakkındaki iddiaları da tamamıyla anne ve baba arasındaki aile sorunlarından kaynaklanan asılsız iddialardır. Zaten Av. Eser Çömlekçioğlu’nun konuşmalarına bakıldığında, S.M.’nin suçlamalarıyla ilgili delil sunmayıp sadece bazı mantık oyunlarıyla kamuoyunu etkilemeye çalıştığı hemen anlaşılmaktadır.

Birçok konuda birçok şey söylenmekte, ancak ortaya hiçbir somut delil sunulmamaktadır. Sayın Erdem Atay da ilgili konuda zaten her söyleneni peşinen kabul etme modunda olduğu için, programda sanki ortada ispatlı bir suç varmış da taraflar bunu konuşuyormuş havası verilmeye çalışılmaktadır. Dolayısıyla, Erdem Atay’ın uzun süredir tümüyle taraflı ve önyargılı bir biçimde yaptığı program gazetecilikle ilgisi olmayan açık bir karşı propaganda faaliyetinden ibarettir. 

 

2– Yayında bahsi geçen ikinci müşteki kadın ise, Sayın Adnan Oktar’la tanıştığı dönemde güya ailesinden koparıldığı için babaannesi tarafından bakıldığı ileri sürülen D.A.’dır.

Bundan yaklaşık 20 yıl önce, yaşı küçükken güya tacize uğradığını iddia eden, şu an 30 yaşında olan D.A., husumetli müşteki Fırat Develioğlu'nun kızıdır. Her verdiği ifadede yeni isnatlarda bulunması, yalanlarını çeşitlendirmesi ve dolayısıyla en nihayetinde birbiriyle tamamen çelişen ifadeler vermesi, kendisinin ‘küçük yaştaki kızların cinsel istismarı yalanı'nda kullanılan kişilerden biri olduğunu ortaya koymaktadır. Sn. Adnan Oktar ve arkadaş camiasıyla tanışıklığı 20 yıl öncesine rast gelen bu kadın, sadece birkaç kere geldiği ortamlara, ifadelerinde hayali cinsel istismar detayları ekleyerek tümüyle masum insanlar için 40'ar yıllık hapis cezası kararı çıkmasını sağlamıştır. 

O yıllarda annesi ve babası ayrılmış olan bu kadın, bu ayrılığın sorumluluğunu anlaşılmaz bir biçimde Sn. Adnan Oktar'a yüklemiştir. Babası husumetli müşteki Fırat Develioğlu'nun baskı ve yönlendirmesinin yanı sıra, D.A.'nın iftiralarının ardındaki motivasyon gerçekte bir taciz olayı değil, husumet duygularıdır. Çeşitli fiziki özelliklerinden kaynaklı kompleksli bir kişilik yapısına sahip olan bu kadın için en bilindik suçlama metodu ve kendisine babası ve husumetli ekibi tarafından tarif ve tembih edilen en kolay intikam yolu cinsel isnat iftirasına başvurmak olmuştur. 

Dedesi eski Vali Yardımcısı ve Sarıyer Belediye Başkanı, babaannesi ise bir Ağır Ceza hakimi olan D.A.'nın yıllarca susarak son derece etkili ve güçlü mevkilerdeki en yakınlarına dahi hiç bahsetmediği bu sözde taciz olayından her nedense 20-25 yıl sonra, herkesin toplu halde adeta düğmeye basılmış gibi devşirildiği bir zamanda bahsetmek aklına gelmesi ve her ifadesinde iftiralarını daha da genişletmesi de bu kumpasın en dikkat çekici yönlerindendir. 

Yine, herkesçe bilindiği üzere, cinsel taciz ve tecavüz mağduru hanımlarda hemen hemen istisnasız görülen en belirgin psikolojik sorunlardan biri "Travma Sonrası Stres Bozukluğu", en belirgin davranışları da travmayı hatırlatacak şeylerden uzak durmalarıdır. 

Ne var ki, sözde cinsel taciz mağduru olduğunu iddia eden D.A.’nın, duruşmada sanık müdafilerine yönelik olarak “TACİZ İLE İLGİLİ SORU YOK MU? POPO ELLEME, MEME ELLEME, BÖYLE SORULAR BEKLİYORUM.” şeklindeki alaycı, amiyane dille "fırlama" tabir edilen üslup ve ifadeleri, kendisinin cinsel istismar kaynaklı bir travmayla, dolayısıyla herhangi bir cinsel istismar yaşamış olmakla uzaktan yakından alakasının olmadığını ortaya koyması bakımından dikkat çekicidir. 

 

3– Yayında bahsi geçen Ç.Ç. isimli müşteki kadın ise 11 Temmuz 2018 tarihli polis operasyonunda gözaltına alınıp tutuklandıktan sonra (sözde) etkin pişman olmuştur.

Ç.Ç.

➢ Cezaevinin zorlu şartlarında,

➢ Husumetli müştekilerin görevlendirdiği avukatların telkin ve korkutmalarıyla

geleceği hakkında endişeye kapılıp etkin pişmanlık yasasından faydalanmayı seçmiştir. Bu nedenle onların istediği yönde gerçeklerden uzak bir (sözde) etkin pişmanlık ifadesi vermiştir. Bu ifadesinde hayali cinsel saldırı eylemlerinden, sözde eziyetlerden ve düzmece bir evlilik yaşadığı gibi uydurma ithamlardan bahsetmek zorunda bırakılmıştır.

Ç.Ç.’nin önce arkadaşımız Bora Yıldız’la tanışıp sonrasında Emre Teker ile evlendiği doğrudur. Bu olayda hayali olan kısımlar ise verilen detaylardadır. Zira Ç.Ç. Emre Teker ile Sayın Adnan Oktar’ın talimatıyla değil kendi isteğiyle evlenmiştir. Olayın çürük mantıklarına bakıldığında, böyle bir talimatın hiçbir zaman verilmediği de açıktır. Çünkü iddiaya göre, Ç.Ç., güya Sayın Adnan Oktar’ın söylemesi nedeniyle bir anda hayatına giren Emre Teker ile, Bora Yıldız’ın Ç.Ç.’nin ailesi ile iyi gitmeyen ilişkisi düzelene dek, yani bir anlamda vakit doldurmak amacıyla evlenmiştir. İleri sürülen mantıkta, Ç.Ç.’nin bekleyip ailesiyle ilişkisi düzelince Bora Yıldız ile evlenmek yerine, anlaşılmaz bir şekilde bekleyemeyip, güya sırf kendisine öyle söylendi diye tanımadığı Emre Teker ile evlendiği kabul edilmektedir. Böyle gerçek dışı bir olayla hayatın olağan akışında karşılaşmak elbette ki mümkün değildir.

Söz konusu gülünç ve mantıksız senaryonun sırf Sayın Adnan Oktar’ı ve arkadaşlarını suçlamak için üretildiği açıktır. Ayrıca evlilik için yüklenilen yüklü düğün ve balayı masrafları da bu evliliğin düzmece değil gerçek olduğunu ortaya koyan delillerden biridir. 

Burada, Ç.Ç.’nin babasının da Bora Yıldız ve arkadaş çevresine husumetli olduğunu belirtmemiz gerekir. Bu husumet, ailenin de komplocuların senaryolarına ortak olmalarını sağlamıştır. Konu hakkında oluşan bu ifade birliği iddiaları doğruymuş gibi gösterse de bir yalanı çok kişinin dile getirmesinin onu doğru yapmayacağı aşikardır. Ç.Ç. de aynı diğer müşteki ve etkin pişman sanıklarda olduğu gibi husumetli müştekilerin hayali senaryolarına delil oluşturmak için kullandıkları zavallı insanlardan biridir. Cezaevine girene, hatta orada bir süre kalana dek hiç bahsetmediği uydurma iddialara, içinde bulunduğu zorlu koşullara tahammül edemeyecek duruma geldiğinde bir etkin pişmanlık dilekçesinde yer vererek, kendisine vaat edildiği şekilde cezaevinden kurtulmuştur.

 

4– Adnan Oktar Davası’ndaki diğer suçlamalar da delilsiz, mesnetsiz ve tümüyle hayali ve uydurma olmaları bakımından cinsel içerikli suçlamalarla aynı geçersizliktedir. 

Dosyada sözde casusluk, FETÖ’ye yardım, dolandırıcılık, eğitimden alıkoyma, eziyet gibi suçlamalar sözlü ifadelerin dışında hiçbir delile dayanmamaktadır. Hatta bu iddiaların asılsız olduklarını ortaya koyan aksi yönde yüzlerce delil bulunmaktadır. 

Bu durum Mali Şube’nin memurları, dosyanın Savcısı ve mahkeme heyeti tarafından da bilinmektedir. Ancak derin devletin bir kanadının Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarının ilmi ve kültürel faaliyetlerini durdurmak ve arkadaş grubunu dağıtmak üzere aldığı bir karar nedeniyle davada hukuksuzluk üzerine hukuksuzluk yaşanmaktadır:

  • Dava dosyasında kendisinin dolandırıcılık yaptığını bizzat itiraf eden Özkan Mamati’nin, hukuken dosyada sanık olması gerekirken, sırf kumpas davasının başroldeki tetikçilerinin kriminallerden oluştuğu anlaşılmasın diye dosyası ayrılmıştır. 15 yıl boyunca Sayın Adnan Oktar’ın arkadaş grubunda yer almasına rağmen Özkan Mamati ve diğer husumetli müştekiler hakkında cinsel suçlamalarda bulunmuş tek bir genç kız dahi yoktur.
  • Cinsel suçlamalarda bulunan kadınların herbirinin ifadesinde onlarca çelişki vardır. Dosyada söz konusu suçlamalarla ilgili delil, belge, bulgu, rapor vb. kanıt olmadığı gibi olaylarla ilgili verilen tarihler, yerler, kişiler, HTS kayıtları, vs.ler de tutarsız ve çelişkilidir.
  • Bunlar söz konusu genç kızların Özkan Mamati'nin başını çektiği husumetli müştekiler tarafından özel olarak yönlendirildikleri gibi bu durumu bizzat müşahade eden dosyanın Savcıları tarafından bu hukuksuz faaliyetin örtbas edildiğini açıkça ispatlamaktadır.
  • Bir kısmı kumpasçıların sözcüsü bir kısmı da derin devlet baskısı altında olan medya, tüm bu gerçekleri bildiği halde anlatmadığı için insanların bir kısmı sanki ortada gerçekten somut ve maddi deliller varmış da mahkeme bunlara göre hukuki bir karar vermiş zannındadır.

 

5– Yerel mahkemenin davadaki kararından önce dosyaya giren bir dilekçede de anlatıldığı üzere, dosyanın Savcısı SERDAR AKAN 2 müşteki ve 1 etkin pişman sanıkla resmî makamında özel bir görüşme yapmıştır. 

Bu görüşmenin içeriği, müştekilerden birinin arkadaşıyla yaptığı konuyla ilgili bir telefon konuşmasının deşifrelerinden ortaya çıkmıştır.

Telefon konuşmasında, söz konusu savcı görüşmesiyle ilgili olarak;

➢ Görüşmeye katılan etkin pişman ve müşteki 3 kişi tarafından, Sayın Savcı'ya davanın gidişatını değiştirecek, davanın bir kumpas davası olduğunu kanıtlayan ÖNEMLİ DELİL, BELGE VE BİLGİLERİN SUNULDUĞU;

➢ Ancak, Sayın Savcı'nın çok vahim hukuksuz bir tavırla, dava düşer, davanın seyri değişir endişesiyle sözde "DOSYANIN SELAMETİ" adına bu delilleri dikkate almadığı, husumetli müştekilerin hukuksuzluklarına göz yumduğu, HİÇBİR İŞLEM YAPMADIĞI;

➢ Tüm delil ve belgeler ortaya konulursa davaya katılanların da bunun altında kalacakları, bunun da davaya zarar vereceği, bu yüzden DELİLLERİN KONTROLLÜ OLARAK SUNULACAĞI;

➢ Söz konusu iki müştekinin bahsi geçen belge ve delilleri dosyaya sunacağını öğrenen, daha önceden davayla ilgili olup sonradan görevden alınan BİR POLİS MÜDÜRÜNÜN, kumpasçıların aleyhine olan delilleri sunmalarını engellemek için onları arayıp TEHDİT ETTİĞİ;

➢ Kumpasçıların, Sayın Savcı SERDAR AKAN aleyhine bile kumpas düzenleme peşinde oldukları ve Sayın Savcı'nın da, bunun bilgisini aldığı halde davanın düşmemesi adına bu konuyla ilgili HERHANGİ BİR İŞLEM YAPMAYA DAHİ CESARET EDEMEDİĞİ;

➢ Sayın Savcı'nın, görevini yerine getirirken özgür, bağımsız ve tarafsız olarak kendi görüş ve insiyatifiyle hareket edemediği, BELLİ BİR EKİBİN ONAY VE YÖNLENDİRMESİYLE hareket edebildiği;

➢ Sayın Savcı'ya sanıklara "CEZA VERİLMESİ" talimatı verildiği, onun da ona göre davrandığı;

➢ Birçok katılanın, "dosyanın çökmesine" sebep olmaktan sorumlu tutulmamak için GERÇEKLERİ ANLATMAKTAN KORKTUKLARI;

➢ Etkin pişmanların tehdit edildiği, husumetli müştekilerin zarar vermesinden çok korktukları.

➢ Görüşmeye katılan etkin pişman kadının, bazı gerçekleri ve belgeleri Sayın Savcı'ya sunduğu takdirde, dosyanın husumetli müştekisi ÖZKAN MAMATİ'NİN KENDİSİNİ DAVADA YÖNETİCİ YAZMASINDAN korktuğunu söylemesi, ÖZKAN MAMATİ'Yİ SAVCI'NIN ÜZERİNDE VE ÇOK DAHA ETKİLİ GÖRMESİ;

➢ ÖZKAN MAMATİ'nin bazı gerçekleri belgeleriyle açıklayıp ortaya koymaya çalışan katılanları SİNDİRMEYE ÇALIŞARAK ARAYIP HAKARET ETTİĞİ;

➢ ÖZKAN MAMATİ'nin dosyanın müştekilerinden S.E. ÜZERİNDE HAKİMİYET KURARAK KENDİSİYLE BİRLİKTE HAREKET ETMEYE ZORLADIĞI;

➢ Bazı etkin pişmanların avukatı F.S.'NİN HUSUMETLİ MÜŞTEKİ ÖZKAN MAMATİ İLE BİRLİKTE HAREKET ETTİĞİ;

➢ ÖZKAN MAMATİ ve kendisiyle birlikte hareket eden bir ekibin Av. F.S.'yi SUÇA BULAŞTIRMAK SURETİYLE VEYA PARA KARŞILIĞINDA kendilerine bağladıkları;

➢ Av. F.S.'nin bazı müştekileri, ellerindeki GERÇEKLERİ ORTAYA KOYAN DELİLLERİ AÇIKLAMAMA, DOSYAYA SUNMAMA KONUSUNDA İKNA ETMEYE çalıştığı

şeklindeki önemli konu başlıkları dikkat çekmektedir.

Ayrıca, aynı görüşmede Sayın Savcı Serdar Akan'ın;

– "HERKES ÇEKİLDİ BENİM KUCAĞIMA ATTILAR DOSYAYI."

– "ŞİMDİ BUNLARI (DAVANIN KUMPAS DAVASI OLDUĞUNA DAİR AÇIK VE SOMUT DELİLERİ) ORTAYA DÖKERSEK BU SEFER DE ONLARA YARAR, DAVA DÜŞER."

– "ONLAR ÇIKARSA BİZ GİRERİZ İÇERİ."

– "NASIL YAPARIZ BİR YUKARIYLA KONUŞUP DÜŞÜNELİM."

– "ZATEN BİZ BURADA NE VERSEK YARGITAY'DAN DÖNER."

şeklinde ifadeler kullandığından söz edilmektedir.

Tüm bunlar, Adnan Oktar Davası’nda dosyada hiçbir suç delili bulunmadığının, dava dosyasındaki yargı mensupları dahil hiç kimsenin dosyadaki suçlamalara inanmadığının önemli bir delilidir. Burada son derece anormal bir durum olduğu açıktır. Adnan Oktar Davası'nın ideolojik nedenlerle açılmış ve tek amacı Sayın Adnan Oktar’ın arkadaş grubunu dağıtmak olan bir kumpas davası olduğu herkesçe bilinmektedir.

Tüm bu nedenlerle Veryansın TV yetkililerinden beklentimiz öncelikle ön yargılardan arınmış şekilde tarafsız habercilik yapmaları, toplumdaki her görüşten insana karşı adaletli yaklaşmaları, ele aldıkları konunun her yönünü incelemeleri, dolayısıyla art niyetli insanların oyunlarına düşmemeleridir. 

Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.