SAYIN ADNAN OKTAR'IN 15 MART 2021 TARİHLİ CEZAEVİ FOTOĞRAFI UÇANKUŞ TV EKİBİNDE ŞOK ETKİSİ YARATTI

Sayın Adnan Oktar'ın 15 Mart 2021 tarihinde Edirne Cezaevi'nde çekilen ve sosyal medyada “Adnan Oktar'ın Yeni İmajı” olarak çokça paylaşılan bir fotoğrafı, internetten yayın yapan Uçankuş TV'nin Canlı Masa isimli magazin proramına da konu oldu. 

Sayın Adnan Oktar'ın fotoğrafa yansıyan BAKIMLI, YAKIŞIKLI ve VAKUR DURUŞU, programın sunucu ve katılımcılarında adeta ŞOK ETKİSİ yarattı.

Sunucu İlker Koç ile yorumcu Erol Köse'nin yüzlerine yansıyan şaşkınlık ifadeleriyle ağızlarından dökülen;

“Vallahi ben böyle bir şey görmedim. Defileye çıkacak gibi...”

“Bir şey söyleyemeyeceğim, bu nasıl bir şey... ”

“Ama Sevda bak, saçlar bakımlı, sakallar bakımlı, kıyafet desen öyle... ”

şeklindeki hayranlık içeren söz ve ifadeleri izleyiciler tarafından hemen farkedildi. 

Programın sunucusu ile yorumcularının yaşadıkları şokun ilk etkilerini üzerlerinden atmalarının ardından sözü, televole programlarındaki ilginç çıkışlarıyla bilinen Erol Köse aldı. Geçmişte, 'Komedi Dans Üçlüsü'nün haşarı çocuğu olarak tanınan, Erol Köse gerek bilgi eksikliğinden gerekse Sayın Adnan Oktar'a duyduğu hayranlıkla karışık çekememezlik hislerinden kaynaklandığı anlaşılan bazı yersiz ve yanıltıcı açıklamalarda bulunmuştur.

Bu vesileyle, Erol Köse'nin, bilmediği ve anlamakta güçlük çektiği konulara ilişkin doğru bilgileri kamuoyuyla paylaşmanın, aynı zamanda buradan kendisine bazı önemli hatırlatmalarda da bulunmanın faydalı olacağı kanaatindeyiz. 

Birincisi

Yerel Mahkem'enin kararına saygı duymakla birlikte, Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımız hakkında verilen akla, izana, vicdana, kanuna ve hukuka aykırı, tarihte bir benzeri görülmemiş 10 biner yıllık mahkumiyet kararları;

➢ Gerçek ve Adil bir yargılama yapılamadan

➢ Yargılananlara kendilerini özgürce savunma hak ve imkanı tanınmadan, 

➢ Yargılananlar tarafından masumiyetlerinin ispatı olarak dosyaya sunulan, YÜZLERCE SAVUNMA DELİLİ ile aralarında ülkemizin önde gelen Hukukçu ve Akademisyenleri ile Yargıtay Onursal Başkan ve Üyeleri tarafından hazırlanan ONLARCA BİLİMSEL MÜTALAANIN TEK BİR TANESİNİ DAHİ inceleyip, değerlendirmeye alınmadan, 

 Yargılamaya ilişkin her birisi KESİN BİRER BOZMA SEBEBİ olan, YÜZLERCE USÜL, ESAS ve YASAYA AYKIRI UYGULAMALAYA imza atılarak,

verilmiş olup bu haksız ve hukuksuz mahkumiyet kararına yönelik savunma avukatları tarafından GEREKLİ TÜM İTİRAZ ve TEMYİZ BAŞVURULARI da yapılmıştır.

Yukarıda maddeler halinde belirttiğimiz sebepler ile yerel mahkemenin yargılama esnasında imza attığı usul ve hukuk hataları, verilen bu haksız mahkumiyet kararlarının YARGITAY AŞAMASINDA MUTLAK SURETTE BOZULMASI GEREKTİĞİNİ açık şekilde göstermektedir.

İkincisi

Sayın Adnan Oktar'ın sosyal medyada paylaşılan ve çok sayıda beğeni alan bu fotoğrafı, programın diğer yorumcusu Sayın Sevda Türküsev'in de belirttiği üzere, cezaevi yönetiminin bilgisi ve kontrolü altında, cezaevi fotoğrafçısı tarafından çekilerek Sayın Adnan Oktar'a ve yakınlarına basılı şekilde teslim edilmiş bir fotoğraftır. 

Ayrıca, cezaevlerinde uygulanan fotoğraf çektirme hakkının yanı sıra, açık veya kapalı görüş gerçekleştirme hakları da, çerçevesi ilgili kanun ve yönetmeliklerle belirlenen ve cezaevlerinde bulunan kişiler arasında herhangi bir ayrımcılık yapılmaksızın uygulanan Anayasa koruması altındaki haklar arasında yer alırlar. 

Ancak, Erol Köse'nin ima etmeye çalıştığının aksine, bu hakların çerçeve ve koşulları ise son derece dar ve kısıtlı tutulmuş olup, açık görüş hakkı avukatların dışında sadece eş, aile, çocuklar ve birinci derece akrabalar ve cezaevi yönetimi tarafından onaylanmış 3 arkadaş ile sınırlandırılmış, bunun dışında kimseye dilediği herkesle, istediği süreler görüşebilme gibi bir hak ise elbette ki tanınmamıştır. 

Üçüncüsü

Cezaevleri, iftiralara, kumpaslara maruz kalarak suçsuz yere tutuklanıp hapsedilen tertemiz Müslümanlar için haşa utanılacak, yılgınlaşılacak ya da hayata küsülecek yerler kesinlikle değildir. Aksine, cezaevleri MEDRESE-İ YUSUFİYE olarak adlandırılan Allah'a yakınlaşma, eğitim ve olgunlaşma ortamlarıdır. 

Örneğin,

  • Haşa çok çirkin bir zina ve tecavüz iftirasıyla zindanlarda tutulmuş, son derece üstün ahlaklı bir peygamber olan Hz. Yusuf (as), 
  • Devrinin münafıklarının kumpas, fitne, tahrik ve yalanlarıyla devlete ve millete karşı gelmek gibi çirkin, düzmece ithamlarla onyıllarca çok ağır  cezaevi koşullarında tutulmuş Bediüzzaman Said Nursi ve dava arkadaşları, 

bu kudsî eğitimden geçmiş tertemiz, seçkin, Allah dostu, halis Müslümanlardır.

Bu sebeple, cezaevleri Müslümanlar için, güzel bir manevi hazırlık ile sağlık ve sıhhat depolama, detaylı tefekkür imkanı, imani bir olgunluk ve derinlik kazanma mekanlarıdır.

Nitekim, geçmişte Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dan merhum Başbuğ Sayın Alparslan Türkeş'e ve merhum Sayın Muhsin Yazıcıoğlu'na kadar pek çok samimi Müslüman dava insanı da uğradıkları haksızlıklar sonucunda suçsuz yere cezaevlerinde tutulmuşlardır. 

Ancak, bu durum onların kendilerini bırakıp yılgınlık veya ümitsizliğe düşmelerine yol açmadığı gibi itibarlarından da en ufak bir şey götürmediği gibi, aksine hem imanlarını ve kendilerini sevenlerin sayısını, hem de onlara duyulan sevgi ve bağlılığın şiddetini artırmıştır. 

Dolayısıyla Sayın Adnan Oktar'dan, tarihte benzer zorlu imtihanlara tabi tutulmuş yukarıda bazı örneklerini saydığımız mübarek Müslümanların güzel ahlak ve davranışlarından farklı bir tutum beklentisi içinde olmanın, tıpkı habere konu olan fotoğrafta olduğu gibi, İlker Koç ile Erol Köse'ye büyük bir hayal kırıklığı ve şaşkınlıktan başka bir şey yaşatmayacağını buradan kendilerine hatırlatmak isteriz.

Kamuoyunun bilgilerine saygılarımızla sunarız.