EBRU ŞİMŞEK OLAYININ İÇYÜZÜ

Adnan Oktar davasında, ilk derece mahkemesinin üzerindeki baskılara dayanamayıp yüzlerce haksız ve hukuksuz uygulamaya imza atarak, benzeri tarihte görülmemiş şekilde vermiş olduğu 10 biner yıllık cezalar üzerine, bu karar vesilesiyle yeniden medyanın gündeme gelme çabasındaki kişiler arasına eski manken Ebru Şimşek de katılmıştır. 

Ebru Şimşek, bizlerin nezdinde, kendisine şefkat duyduğumuz, her zaman sempati ile yaklaştığımız, sanat dünyasında başarılı olmak için gösterdiği gayreti takdir ettiğimiz zarif bir hanımdır. Kendisinin camiamıza yönelik haksız ve yersiz öfkesinin hukuki bir dayanağı olmadığı Türk Yargısı nezdinde de ispatlanmıştır.

1994 senesinde televizyonlarda yayınlanan “görüntülerdeki kişinin kendisi olduğu hukuken ispatlanmış bir video” ile ilgili olarak o dönem hakkımızda öne sürdüğü, ancak gerçek dışı olduğu onlarca yargı kararıyla, uzman bilirkişi raporlarıyla defalarca ispatlanmış uydurma ithamları bugün şaşırtıcı bir şekilde yeniden gündeme getirmektedir. 

Bu vesileyle o dönemde yaşanılanları, Ebru Şimşek'in bu iftiraları o dönemde ne amaçla öne sürdüğünü ve bu iftiralar sebebiyle Adnan Bey ve arkadaşlarımız hakkında 1999 senesinde açılan davanın nasıl beraatle sonuçlandığını detaylı delilleriyle birlikte açıklamak gerekliliği doğmuştur.

1. DELİL :

Da­va­da top­la­nan de­lil­ler, da­va­nın en önem­li ta­nı­ğı ola­rak gös­te­ri­len Eb­ru Şim­şek’in ger­çek­le­ri giz­le­di­ği­ni, çar­pıt­tı­ğı­nı ve BAV men­sup­la­rı­na if­ti­ra­da bu­lun­du­ğu­nu bel­ge­le­miş­tir. Bu ne­den­le, Eb­ru Şim­şek aley­hin­de baş­ta İstan­bul C. Baş­sav­cı­lı­ğı ol­mak üze­re çe­şit­li sav­cı­lık­lar­ca 8 AYRI İFTİRA DAVASI AÇILMIŞTIR.

2. DELİL :

Eb­ru Şim­şek, 1994 yı­lın­da Ka­nal 6 Te­le­viz­yo­nu’nda yayınlanan görüntüleri­nin BAV men­sup­la­rın­dan bi­ri­nin Tarabya'daki villasında çekildi­ği­ni öne sür­müş ve po­li­se bu evi gös­ter­miş­tir. Ancak resmi bilirkişiler tarafından yapılan tespit ve hazırlanan ra­po­rlar, Eb­ru Şimşek’in iddiaları­nın asıl­sız ol­du­ğu­nu is­pat­la­mış­tır. Çünkü, Eb­ru Şim­şek’in gö­rün­tü­le­rin­de­ki ev ile if­ti­ra et­ti­ği olayların yaşandığını iddia ettiği (Tarabya'daki) evin Mİ­MA­Rİ SİS­TEM­LE­Rİ BİRBİRİNDEN TA­MA­MEN FARKLIDIR. 

Eb­ru Şim­şek’in yar­gı­dan, ba­sın­dan, ka­mu­oyun­dan giz­le­di­ği ger­çek; evin tüm du­var­la­rın­da ko­lon ve ki­riş­ler olup, evin bir oda ve salondan müteşekkil basit mobilyalarla döşenmiş, oda kapısı bulunmayan tek katlı küçük bir apartman dairesi olduğudur. Oy­sa, if­ti­ra et­ti­ği Tarabya'daki 4 katlı villanın duvarla­rı ve ta­van­la­rı düz­dür, görünür pozisyonda hiç­bir ko­lon ve­ya ki­rişi bulunmamakta, asmolen tavan yapısıyla birlikte görüntülerdeki evin aksine bu villada pencereler de yerden tavana kadardır. Yani, Ebru Şimşek'in olduğu gö­rün­tü­de­ki ev ile gös­ter­di­ği ev apay­rı bi­na­lar­dır. 

Ni­te­kim, İs­tan­bul 2. Ağır Ce­za Mah­ke­me­si’nin 2004/337 E. sa­yı­lı dosyasında gö­rev­len­dir­di­ği İn­şa­at Yük­sek Mü­hen­di­si bi­lir­ki­şi Çağ­lar Gök­su ta­ra­fın­dan ha­zır­la­nan 18.10.2004 ta­rih­li ra­por, EB­RU ŞİM­ŞEK’İN GÖRÜNTÜ­LE­RİN­DE­Kİ EVİN TARABYA'DAKİ EV OL­MA­DI­ĞI­NI, dolayısıyla ola­yın BAV men­sup­la­rı ile hiç­bir il­gi­si­nin bu­lun­ma­dı­ğı­nı tartışma­sız biçimde or­ta­ya çı­kar­mış­tır.

Ayrıca görüntülerdeki ev ile Tarabya'daki villanın bilimsel karşılaştırmasını yapmaları için, görüntüler ile birlikte villanın teknik planları İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Yapı Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri Prof Dr. Alpay Özgen ile Doç. Dr. Güliz Bayramoğlu'na da verilmiş, yapılan bilimsel değerlendirme sonucunda kendileri tarafından hazırlanan teknik bilirkişi raporuyla da görüntülerdeki ev ile Tarabya'daki villanın bambaşka mekanlar oldukları ispatlanmıştır. 

3. DELİL :

Bunun yanı sıra Ebru Şimşek'in basına yansıyan görüntüleri ile ilgili olarak yapmış olduğu “si­lah­la teh­dit edil­dim”, “ba­na uyuş­tu­ru­cu hap ve­ril­di”, “görün­tü­ler­de ba­na zor­la ha­yat ka­dı­nı ro­lü yap­tı­rıl­dı” gi­bi iddialarının da gerçek dışı bir iftira olduğu, hem İs­tan­bul Üni­ver­si­te­si Tıp Fa­kül­te­si Ad­li Tıp Ana­bi­lim­da­lı Baş­kan­lı­ğı'nın 21.10.2005 ta­rih ve 2005/127765 sa­yı­lı ra­po­ruy­la, hem de psikiyatri uzmanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan'ın 22.02.2001 tarihli bilimsel mütalaasıyla tespit ve ispat edilmiştir.

➢ Konuşma dizartik değildir, kas-motor koordinasyonu yerinde, serebellar denge bulguları normal sınırlarda olduğu tespit edilmiştir. Ataksi, kas gevşemesi bulunamamaktadır. İlaç zehirlenmesini çağrıştıracak veriler saptanmamıştır. Ayrıca, ilgilinin ruhsal durumu hakkında tarafımızda güvenli, ne yaptığını bilen, muhakemesi yerinde bir izlenim edinilmiştir.

➢ Şuurunun açık, yönelimi tam. Ayrıca korku, öfke, heyecan duygularının varlığına ilişkin bir bulguya rastlanılmamış. Görüntülerde yer alan kişi; güvenli, ne yaptığını bilen, muhakemesi yerinde bir izlenim uyandırmaktadır.

➢ Böyle bir sarhoşluk hali görülmemektedir. Rahatça yürüyebilmekte, kas-motor koordinasyonunu korumakta, konuşmasında ve denge bulgularında herhangi bir bozukluk bulunmamaktadır. Şuur ve hareket serbestisini bozacak, cezai ehliyetini ortadan kaldıracak bir ilaç etkisi tablosunun olmadığı, 

➢ Kişinin dışarıdan söylenen sözleri tekrarlaması ve söylenen davranışları yapması halinde, söz ve davranışlarında duraksamalar, kopukluklar olması kaçınılmazdır. Görüntülerde yer alan konuşma ve davranışlarda duraksama ve kopukluk ise görülmemektedir.

➢ Duygu durumunda ve davranışlarında tehdit, ızrar altında bir kişinin ruh ve davranış halini dışa vurur duygu ve davranış değişikliklerine rastlanmamıştır.

➢ Video kasetin ve kasete ilişkin ses deşifrelerinin bütünü göz önüne alındığında, kurgulanmış bir senaryoyu oynayan bir kişinin hal ve davranışları olarak yorumlanmamıştır. Görüntülerde, hayatın doğal akışı içerisinde gerçekleşmiş tabii diyaloglar ve güvenli davranışlar olduğu kanısına varılmıştır.

➢ Herhangi bir ilacın kişinin tüm iradesini ve değer yargılarını tamamen ortadan kaldırması ve bununla birlikte aynı anda çevreden söylenenleri anlayacak kadar şuurunun bulunması ve yine ilacın tesiriyle kişinin geçici bir süre bunları hatırlamayıp üç dört gün sonra olayı bütün detaylarıyla hatırlamasının ise mümkün olmadığı, literatürde bu karmaşık ve çelişkili etkileri uyandıracak özel bir ilacın mevcut bulunmadığı,

➢ Görüntülerde yer alan kişinin şuurunun kısmen veya tamamen bozulduğunu ve bu şekilde onun hareket serbestisinin kısmen veya tamamen ortadan kalktığını doğrular bulguya rastlanmadığı,

 Baskı, tehdit, korkutmaya bağlı dışa vuran ruh hali belirtileri gösteren bulguya rastlanılmadığı,

➢ Ses tonu, üslup, ruh hali ve dışa vuran davranışlarda kurgulanmış bir senaryoyu oynayan bir kişinin hal ve davranışlarının ve sosyabilitesinin mevcut olmadığı,

➢ Başkaları tarafından söylenen sözleri tekrarlayan ve başkaları tarafından söylenen davranışları yapan bir kişinin konuşma, hal ve davranışlarının mevcut olmadığı,

➢ Son olarak da bu konuşma, hal ve davranışlarda hayatın doğal akışı içinde yapılmış normal konuşmalar, doğal ve güvenli davranışlar sergilediği

Sonuç ve kanaatine varılmış denilerek, 

Ebru Şimşek'in itham ve iddialarının açık bir iftiradan ibaret olduğu da tespit ve ispat edilmiştir. 

4. DELİL :

Ma­lum gö­rün­tü­ler 1994 yı­lın­da ya­yın­lan­dı­ğın­da, Eb­ru Şim­şek’e, “bu­nu BAV Ca­mi­ası men­sup­la­rı­nın üze­ri­ne ata­lım” ak­lı­nı ve­ren Fi­liz Ka­ra­taş isim­li arkadaşı, 09.12.2004 ta­ri­hin­de İs­tan­bul 2. Ağır Ce­za Mahkeme­si’nin 04/337 E. sa­yı­lı dos­ya­sın­da ta­nık ola­rak dinlenmiş ve mah­ke­me önün­de her şeyi iti­raf et­miş­tir. O dö­nem, Eb­ru Şim­şek’le ay­nı evi pay­la­şan Fi­liz Karataş, Eb­ru Şim­şek’in gö­rün­tü­le­rin­de­ki olay­la BAV Ca­mi­ası mensup­la­rı­nın hiç­bir il­gi­le­ri­nin bu­lun­ma­dı­ğı­nı, BU HA­YA­Lİ İD­Dİ­AYI BİR­LİK­TE UY­DUR­DUK­LA­RI­NI açık­la­mış­tır.

5. DELİL :

Eb­ru Şim­şek’in o dönemki BAV da­va­sı­na ko­nu olan bu ha­ya­li id­di­ala­rı, da­ha ön­ce de (Eb­ru Şim­şek’in bu asıl­sız id­di­ayı ilk ola­rak or­ta­ya at­tı­ğı 1994 yı­lın­da baş­la­yan so­ruş­tur­ma kap­sa­mın­da) Cum­hu­ri­yet Sav­cı­lık­la­rı tarafından araş­tı­rıl­mış, ya­pı­lan tah­ki­kat so­nun­da bu İD­Dİ­ALA­RIN MESNET­SİZ VE GER­ÇEK­DI­ŞI OL­DU­ĞU an­la­şıl­mış­tır. İs­tan­bul Cumhuriyet Baş­sav­cı­lı­ğı, Eb­ru Şim­şek’in ay­nı id­di­ala­rı hak­kın­da 1999 yılın­da da, İs­tan­bul C. Sav­cı­lı­ğı ta­ra­fın­dan 12.08.1999 ta­rih ve 96/9848 Hz – 99/8409 K. sa­yı­lı TA­KİP­SİZ­LİK KA­RA­RI ver­miş­tir. Bu ta­kip­siz­lik ka­ra­rı da ke­sin­leş­miş­tir.

Özetle, Ebru Şimşek'in geçmişte Adnan Bey ve arkadaşlarımız hakkında ileri sürdüğü iddia ve ithamlarının tamamının yukarıda delilleriyle açıkladığımız üzere gerçekdışı birer iftiradan ibaret oldukları daha o dönemde açık ve net bir şekilde anlaşılmıştır. Zaten Ebru Şimşek'in o dönemdeki bu iddiaları sebebiyle Adnan Bey ve arkadaşlarımız hakkında açılan dava da beraatle sonuçlanmıştır. Dolayısıyla Ebru Şimşek'in geçmişteki hayal ürünü hikayelerini bugün ısıtarak yeniden servis etmesi kendisine yakıştıramadığımız bir tavır olmuştur. 

Değerli kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.