DÖRT AYAKLI ORGANİZE BİR YAPININ BASKI VE ZORLAMALARI ALTINDA SÜRDÜRÜLEN ADALET ARAYIŞI

Kamuoyunda “Adnan Oktar Davası” olarak bilinen dava kapsamında, Sayın Adnan Oktar ve 86 arkadaşımız, yaklaşık 3 yıla yakın bir süredir tutuklu olarak yargılanmaktadır. 

Bu süreçte, başta Sayın Adnan Oktar olmak üzere tutuklu arkadaşlarımıza, maruz bırakıldıkları haksız ve hukuksuz uygulamaları dile getirme, kendilerini savunma, haklarını arama ve kendilerine yönelik hukuksuzlukları işleyenleri şikayet etme imkanı tanınmamaktadır. Oysa bunlar, kendilerinin en doğal anayasal haklarıdır.

Bu insanlar, her haklarını arama girişimlerinde 4 AYAKLI ORGANİZE BİR YAPININ karşı misillemesine uğramaktadır. Bu yapı, husumetli müştekiler, onlarla işbirliği içindeki bazı polisler, İddia Makamı ve Mahkeme Heyeti'nden oluşmaktadır. 

Arkadaşlarımız, en ufak bir hukuki girişimlerinde dahi özel olarak hazırlanmış ve kurgulanmış yeni düzmece senaryolarla karşı karşıya kalmaktadır. Yeni yeni akıl almaz, uydurma, delilsiz ve mesnetsiz karalama ve iftiralara uğramaktadır. 

Yaratılan bu yıldırma, sindirme ve dehşet ortamı sayesinde, tutuklu arkadaşlarımızın haklarını aramaları her yönden engellenmektedir. Arkadaşlarımızın elleri-kolları bağlı, kendilerini savunamaz bir hale getirilmelerinin ve cezaevinden ömür boyu çıkamamalarının hedeflendiği anlaşılmaktadır. 

Bu 4 AYAKLI YAPI tarafından uygulanan hak ve hukuk ihlalleri ile baskı ve yıldırma çalışmalarını biraz daha detaylandırabilmek amacıyla, konuyu yargılananlardan iki örnek vaka olan Sibel Yılmaztürk ve Merve Bozyiğit bakımından açıklamak yerinde olacaktır.

 

SİBEL YILMAZTÜRK HANIM'IN MARUZ BIRAKILDIĞI SÖZDE “LEZBİYEN İLİŞKİ İFTİRASI” ile KENDİSİ HAKKINDA VERİLEN HAKSIZ ve HUKUKSUZ 40 YILLIK MAHKUMİYET KARARI

1– HUSUMETLİ MÜŞTEKİLER 

2– MÜŞTEKİLERLE BAĞLANTILI EMNİYET MENSUPLARI 

3– İDDİA MAKAMI ve 

4– MAHKEME HEYETİ

'nden oluşan 4 AYAKLI YAPInın birlikte ve organize hareket ettiklerini gösteren en dikkat çekici örneklerden birisi de, SİBEL YILMAZTÜRK isimi hanım arkadaşımız hakkındaki “Lezbiyen İlişki İftirası” ile kendisine verilen 40 yıllık mahkumiyet kararıdır. Buna göre konunun gelişimi şöyle olmuştur;

  • Yargılananlar aleyhinde şikayetçi devşirmek amacıyla HUSUMETLİ MÜŞTEKİLER tarafından seçilen E. H. K. isimli hanım; husumetli müştekiler ile birlikte hareket eden EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ'NDE GÖREVLİ BAZI POLİS MEMURLARININ baskı ve zorlamalarına maruz bırakılmış, “eğer şikayetçi olmazsa, o zaman sanık olacağı ve yargılanacağı” ile tehdit edilerek korkutulmuş ve şikayetçi olarak devşirilmiştir. 
  • E. H. K. isimli hanım emniyette bazı polis memurlarının baskı ve zorlamaları altında verdiği bu ifadesinde, hanım arkadaşlarımızdan Sibel Yılmaztürk hakkında, Sibel Hanım'ın güya “kendisiyle lezbiyen ilişkiye girdiği” iftirasında bulunmuş ve kendisinden şikayetçi olmuştur.
  • İDDİA MAKAMI da, E. H. K. isimli hanımın emniyetteki bu soyut ifadelerini destekleyecek ortada tek bir somut bulgu veya delil de bulunmamasına rağmen, Temmuz 2019 tarihinde düzenlediği iddianamesine bu salt soyut beyana dayalı şikayeti aynen kabul ederek almıştır. Ardından, Sibel Yılmaztürk hakkında “lezbiyen ilişki şeklinde basit cinsel istismar suçunu işlediği” isnadında bulunmuştur. 
  • Yargılamanın başlaması ile birlikte E. H. K. isimli hanımın mahkeme huzurunda da ifadesi alınmış, ancak mahkemedeki ifadesi esnasında MAHKEME BAŞKANI E. H. K'ya, daha önce kendisinin emniyetteki ifadesinde veya iddianamenin de hiçbir yerinde geçmeyen “parmak sokma eylemi” oldu mu şeklinde ısrarlı ve yönlendirici enteresan sorular yöneltilmiştir. MAHKEME BAŞKANI AYNI SORUYU 3 KERE PEŞ PEŞE SORMUŞ, ÜÇÜNDE DE BEKLENEN CEVABI ALAMAMIŞ, BUNUN ÜZERİNE BAŞKAN SORUYU 4. KERE SORMUŞ VE “OLABİLİR” TARZINDA ORTALAMA BİR CEVAP ALMIŞTIR. Daha net ifade etmek gerekirse, MAHKEME BAŞKANI tarafından, ifade veren E. H. K. isimli hanımın üzerine ısrarlı bir şekilde gidilerek, istenilen cevap uzun uğraşılarla ve zorlamayla söyletilmiştir.
  • Bunun üzerine İDDİA MAKAMI tekrar devreye girmiş, Temmuz 2019 tarihinde hazırladığı iddianamede Sibel Yılmaztürk hakkında, “lezbiyen ilişki şeklinde basit cinsel istismar suçunu işlediği” isnadında bulunmuşken, bu kez Esasa İlişkin Mütalaasında güya E. H. K. isimli hanımın “vajinasına parmak sokulmak suretiyle cinsel saldırıya maruz bırakıldığı” isnadında bulunarak hem SUÇ VASFINDA DEĞİŞİKLİK YAPMIŞ, hem de güya bunun “birden fazla kez” yapılmış olduğu iddiasıyla MÜKERRER BİR CİNSEL SALDIRI SUÇLAMASINDA bulunmuştur. 
  • KISACA, E.H.K İSİMLİ HANIMIN EMİYETTEKİ İFADELERİNDE NE BİR CİNSEL SALDIRIDAN, NE DE BİR PARMAK SOKMA EYLEMİNDEN BAHSEDİLMEZKEN, KONU 4 AYAKLI YAPI TARAFINDAN AŞAMA AŞAMA İLERLETİLEN ISRARLI ve PLANLI BİR SÜREÇ SONUCUNDA SUNİ OLARAK GELİŞTİRİLİP ALENEN SAHTE SUÇ ÜRETME BOYUTUNA ULAŞMIŞTIR. 
  • Ancak, daha sonra E. H. K. isimli hanım, suçsuz insanlara iftira atmanın vicdani yükünü uzun süre taşıyamayarak şikayetini geri çekmiştir. Sibel Yılmaztürk, Adnan Oktar ve diğer yargılananlardan ŞİKAYETÇİ OLMADIĞINI BELİRTMİŞTİR. MAHKEME HEYETİ ise bu ani gelişmeyi en ufak dikkate almadan, Sibel Yılmaztürk'ün konuyla ilgili savunmasını bile dinlemeden 40 YILLIK BİR HAPİS CEZASINA HÜKMETMİŞTİR.

Gerçekten de yukarıda aşama aşama anlatmış olduğumuz Sibel Yılmaztürk hanım örneğinde de görüleceği üzere, ortada ne bir suç, ne de bir suçlu bulunmamasına rağmen masum insanlar;

Gözü dönmüş HUSUMETLİ MÜŞTEKİLERİN her dediğini yapan İDDİA MAKAMIYLA, iddia makamının her dediğini yapan bir MAHKEME HEYETİ tarafından, 

Baskı ve tehditle korkutularak etkin pişman ve şikayetçi yapılan kişilerin delilsiz, soyut iddiaları ve hayali uydurma senaryolarına dayanılarak,

10 binlerce yıllık haksız ve hukuksuz mahkumiyet kararlarına çarptırılmış bulunmaktadırlar.

 

MERVE BOZYİĞİT HANIM'IN MARUZ BIRAKILDIĞI “İFTİRA ATARSAN SERBEST BIRAKILIRSIN, DOĞRULARI SÖYLERSEN TUTUKLANIRSIN” ŞEKLİNDEKİ İNANILMAZ UYGULAMA

4 AYAKLI BU YAPININ dava ve yargılama üzerindeki etkisinin oldukça net bir şekilde görülüp hissedildiği olaylardan bir diğeri ise, Merve Bozyiğit isimli arkadaşımız hakkında verilen tutuklama kararıdır. 

Merve Bozyiğit, diğer birçok hanım arkadaşımız gibi daha soruşturma aşamasında İstanbul Emniyeti Mali Suçlarla Mücadele Şubesi'ndeki bazı EMNİYET MENSUPLARININ kendisine yönelik BASKI, TACİZ VE TEHDİTLERİ sonucunda, tutuklanmamak için, mecburen etkin pişman olmak zorunda bırakılmıştır. Emniyet yetkilileri Merve Bozyiğit'e dayattıkları etkin pişmanlık ifadesini baskı ve zorla imzalatmış olduklarından, istediklerini elde etmiş olmanın rahatlığı ile herhangi bir işlem yapmayarak, kendisini serbest bırakmışlardır

Ancak, Merve Bozyiğit mahkemenin 09.03.2020 tarihli duruşmasında verdiği sözlü ifadesinde, BÜYÜK BİR VİCDAN, CESARET ve YİĞİTLİK ÖRNEĞİ SERGİLEYEREK, tüm Mahkeme heyeti ile izleyicilerin önüde, İstanbul Emniyeti Mali Şubedeki ifadesinin, sorgulamayı yapan EMNİYET MENSUPLARININ baskı ve işkencesi altında, zorla ve tehditle alındığını, bu sebeple emniyetteki ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını dile getirmiş ve Emniyet ifadelerinin zor ve baskı altında alınmış gerçek dışı ve geçersiz ifadeler olduğunu beyan etmiştir. 

Merve Hanım'ın bu dürüst ve samimi açıklamalarının ardından normal olan, Mahkemenin veya İddia Makamı'nın Emniyet'teki bu baskı ve işkence iddialarının resen araştırılmasını istemesi olmalıdır. Oysa, İDDİA MAKAMI bu konuyu araştırmak yerine, –yargılama süresince doğruları anlatan herkes hakkında olduğu gibi– Merve Bozyiğit Hanım hakkında da hiçbir hukuki gerekçe ve dayanak olmaksızın tutuklama talebinde bulunmuştur. 

MAHKEME HEYETİ de, Merve Hanım'ın mahkeme huzurundaki ifadesinde belirttiği, “kendisinin Emniyet Müdürlüğü'nde tutulduğu esnada bazı EMNİYET MENSUPLARI tarafından maruz bırakıldığı baskı ve tehditlere ilişkin” hiçbir araştırma yapmamış, emniyetteki ifadelerin video kayıtlarını dahi talep edip incelememiş, SADECE ve SADECE Merve Bozyiğit HAKKINDA TUTUKLAMA KARARI vermiştir. 

Buraya kadar anlatmış olduğumuz Sibel Yılmaztürk Hanım ile Merve Bozyiğit Hanım'ın tutuklanmalarına giden bu detaylı örnekler de görüleceği üzere arkadaşlarımız, 4 AYAKLI BU İLGİNÇ YAPI tarafından sürekli olarak haksız ve hukuksuz uygulamalara maruz bırakılmakta, haklarını aramaya ve gerçekleri ifade edip kendilerini savunmaya çalıştıklarında ise, bu kez karşılarına yeni yeni iftiralar ve suçlamalar çıkartılarak ya da suç vasıfları değiştirilerek mağdur edilmeye devam edilmektedirler.

Bizler yerel mahkemenin verdiği karar saygı duymakla birlikte, dosyaya sunmuş olduğumuz savunmaya ilişkin hukuki delillerimiz ve suçsuzluğumuzu ispat eden bilimsel mütalaalar ışığında, davayı takip eden tüm uzman hukukçuların da ittifak ettikleri üzere, HUKUKEN BOMBOŞ olan bu davanın üst mahkemeler olan İSTİNAF ve YARGITAY aşamalarından mutlak surette bozularak döneceğine olan inancımız ve adalete olan güvenimiz de tamdır. 

Saygılarımızla...

ADNAN OKTAR DAVASI VE DAVA SÜRECİNDEKİ HUKUKSUZUKLAR HAKKINDA DETAYLI BİLGİ EDİNMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKLERİ ZİYARET EDEBİLİRSİNİZ

https://adnanoktardavasindakihukuksuzluklar.blogspot.com